Karın tokluğuna çalışan Hollywood yıldızı! Herkes onu milyoner sandı

Derleyen: Betül Yasemin Keskin / Milliyet.com.tr – Küresel sinema endüstrisinin kalbi olarak sayılan Hollywood, bugüne kadar çok sayıda ses getiren hikâyeyi beyaz perdeye taşıdı. Yalnızca ABD değil dünyanın birçok ülkesinde saklı kalmış hikâyeleri büyük prodüksiyonlarla birleştiren Hollywood filmleri pek çok ülkede gişe rekorları kırdı, hatırı sayılır ölçekte popülerlik kazandı. Hollywood filmlerinde rol alan yıldızların görkemli hayatları birçok kişiyi etkilese de zaman zaman bazı itiraflar bu ışıltılı dünyanın kameralara yansımayan yüzünü de ortaya koyuyor. Beyaz perdede milyonları etkileyen bazı yıldızların aldıkları ücretler duyanları şoke edecek cinsten. Bu isimlerden biri de bir döneme damga vuran ‘Tanrılar Çıldırmış Olmalı’ filminin başrol oyuncusu olan N!xau Toma, ya da diğer bir adıyla Gcao Coma.

BÜTÇESİ 5, HASILATI 200 MİLYON DOLAR!

1980 yapımı olan ‘Tanrılar Çıldırmış Olmalı‘ ya da orijinal adıyla ‘The Gods Must Be Crazy‘, Güney Afrikalı yönetmen Jamie Uys tarafından beyaz perdeyeye aktarılmıştı. Yapımcılığını Güney Asya menşeili CAT Films ve Güney Amerika menşeili Weintraub Entertainment Group’un üstlendiği film, 80’li yıllara damga vurdu. Kendi döneminde büyük yankı uyandıran komedi türündeki yapım, başta ABD olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde defalarca izleyiciye sunuldu.

20th Century Fox’un dağıtıcılığını yapmasının ardından film Hollywood’a taşındı ve 5 milyon dolarlık bütçeye sahip olan film bugüne dek tam 200 milyon dolar (3 milyar 716 milyon 720 bin TL) hasılat elde etti. ‘Tanrılar Çıldırmış Olmalı’ öylesine beğenildi ki film kısa zaman içinde bir seriye dönüştü. 4 filmden oluşan serinin ilk filmininin üzerinden 42 yıl geçmesine rağmen bugün hâlâ en çok izlenen filmler listesinde yer alıyor.

KISA SÜREDE DEVAM FİLMLERİ GELDİ

‘Tanrılar Çıldırmış Olmalı’ filminin birincisi 1980’de Güney Afrika ve Botsvana tarafından ortak bir prodüksiyondu. Film ilk olarak Güney Afrika’da yayınladı ve gişe rekorları kırdı. Gişede herkesin yüzünü güldüren film, gişede Güney Afrika tarihindeki en başarılı film oldu. Kısa bir süre içinde filmin başarısı küresel bir boyuta ulaştı ve ABD gibi ülkelerde büyük beğeni topladı.

1983’te Montreal Film Festivali’nde ‘En Popüler Film’ ve 1985 Genç Sanatçılar Ödülleri’nde ‘En İyi Yabancı Film’ ödülüne layık görüldü. Filmin başarısını gören yapımcılar 1989 yılında devam filmi ‘Tanrılar Çıldırmış Olmalı 2’yi çekmeye karar verdiler. Ardından 1991 yılında ‘Ve Tanrılar Çıldırdı’ ismiyle üçüncü film seyirciyle buluştu. 2 yıl aradan sonra serinin son filmi olan ‘Tanrılar Çıldırmış Olmalı 4’ vizyona girdi.

GÖKYÜZÜNDEN DÜŞEN KOLA ŞİŞESİYLE HAYATLARI DEĞİŞTİ

80’li yılların başından beri fırtınalar kopartan, Hollywood tarafından sahiplenmesiyle birlikte popüler kültürde de önemli bir pay elde eden bu serinin konusu bir kabile hikâyesine dayanıyordu. 20’nci yüzyılda yaşayan ancak dünyadaki gelişmelerden haberdar olmayan bir kabileyi anlatan ilk film, gökyüzünden düşen bir şişe sonucunda yaşanan olayları ele alıyordu.

Filmin başrolündeki Xi ve kabilesi, izole bir hayat sürerken bir gün uçaktan düşen bir cisimle hayatları değişiyor. Kabilenin yaşam alanına bir kola şişesi atılıyor. Şişenin Tanrı tarafından gökyüzünden kendilerine gönderildiğine inanan kabile üyeleri ne işe yaradığını bilmedikleri şişe hakkında fikir üretmeye başlıyor. Şişenin ne işe yaradığıyla ilgili fikri olmayan halk, günlük işlerinde çeşitli alanlarda şişeyi kullanıyor. Zamanla şişe kabile arasındaki kişiler tarafından paylaşılamaz bir hale geliyor. Aralarındaki gerginlik öylesine büyüyor ki basit bir şişe için birbirlerine düşüp kavga ediyorlar. Sonunda bu şişenin pek de iyi bir şey olmadığını düşünen kabile üyelerinden Xi, şişeyi kaptığı gibi yaşam alanlarından uzaklaşıyor. Dünyanın en ucuna varıp şişeyi dünyadan aşağıya atıp ondan sonsuza dek kurtulmak istiyor. Amacı dış dünyadan kabilelerine düşen bu şişenin etrafa yaydığı kötülüklerden kurtulmak olan Xi’nin bu yolculukta başına gelmeyen kalmıyor. Film, Xi yani Gcao Coma’nın başına gelenleri anlatıyor.

TEKLİF KARŞISINDA ŞOKE OLDU

Filmin başrolünde karşımıza çıkan Gcao Coma, 16 Aralık 1944 yılında Güney Afrika ülkesi Namibya’da dünyaya geldi. Adını tüm dünyaya duyuran seriden önce çiftçilikle uğraşıyordu. Ailesiyle birlikte kendi halinde bir hayat süren Gcao Coma, bir gün hayatını baştan sona değiştirecek bir teklif aldı.

Coma’nın yolu hâlâ nasıl olduğu bilinmeyen bir şekilde ünlü yönetmen Jamie Uys’la kesişti. Başarılı yönetmen, Coma’ya hayatının teklifini yaparak bir filmde oynayıp oynamak istemeyeceğini sordu. O güne kadar çiftçilikle uğraşan Coma, bu şaşırtıcı teklif karşısında şoke oldu. Daha sonra bunun ilginç bir deneyim olabileceğini düşündü ve yönetmenin teklifini kabul etti.

YALNIZCA 300 DOLAR KAZANDI

Pek çok sahnede izleyiciyi güldüren ama bunu yaparken de bol bol düşündüren film serisi sayesinde Gcao Coma, oyunculuğuyla bir anda dünya yıldızı haline geldi. Ancak sanılanın aksine Coma, gerçek anlamda hak ettiğini hiçbir zaman alamadı. Birçok kişi onun artık bir milyonere dönüştüğünü zannediyordu. Fakat gerçekte Coma bu filmlerden içler acısı olarak sayılacak bir para almıştı. Ülkesinde herkesin tanıdığı, özellikle Afrika’daki birçok komşu ülkede adını yavaştan duyuran bu adam aslında yalnızca 300 dolar (5 bin 575 TL) karşılığında bu filmlerde oynadı. Milyon dolarlık gişe yapan film serisinin başrolüydu ama yalnızca 300 dolar kazandı.

‘PARANIN ÖNEMİNİ BİLMİYORDU’

Yapım şirketinin, bu kadar ses getiren bir filmin başrol oyuncusuna böylesine az bir ücret vermesi zaman içerisinde birçok soru işaretine sebep oldu. Bu soru zaman içinde yönetmen Jamie Uys’a da soruldu. Uys, bu soruları “Coma, yaşadığı izole hayat nedeniyle paranın önemini bilebilecek bir tecrübeye sahip değildi” şeklinde yanıtladı. Coma, filmde rol almadan önce Namibya Çölü’nün dışındaki yaşam hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyordu. Dünyadan izole bir şekilde yaşamasına rağmen üç dili akıcı bir şekilde konuşuyordu. Üstelik oyunculuğa karşı doğal bir yeteneği vardı. Ancak bütün bunlar adını tüm dünyaya duyuran filmlerden hak ettiği parayı almasına yetmedi. Coma’ya yüklü bir ücret yapılmasını ‘gereksiz bir masraf’ olarak gören yapımcılar, üstelik de oyuncunun bir talebinin olmaması karşısında rahat bir nefes almıştı. Kendilerine sorulan sorular ise gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlamıştı.

HAYATINA GERİ DÖNDÜ

Zaman içinde önemli bir külte dönüşen serinin çekimleri sırasında enteresan olaylar da yaşanmıştı. Basına yansıyan haberlere göre Coma’nın kültür şoku yaşamaması için her üç haftada bir evine gitmesine izin verilmiş, ait olduğunu düşündüğü bölgeden kopmasına izin verilmemişti. Filmin hem yerel hem de küresel çapta büyük bir yankı uyandırması üzerine kısa zaman içinde bir devam filmi çekmeye karar veren yapımcılar, ilk film sonrasında ne kadar para aldığı ortaya çıkan Coma’nın farklı talebiyle karşılaşınca şoke oldular.

Çevresindekiler sayesinde ilk filmde düşük bir para aldığını fark eden Coma, yapımcıların kendisine teklif ettiği rakamı beğenmedi. Bunun üzerine yapımcılar, Coma’yı devam filminde oynatmak için kesenin ağzını açtı ve ona her ay kendisine 10 sığır verilmek üzere 100 dolar (Bin 858 lira) nakit önerdi.

Serinin üçüncü filminde ise başrol oyuncusuna ödenen ödenek giderek arttı. Coma, filmden elde ettiği parayı ailesi ve çocuklarına daha konforlu bir yaşam alanı oluşturmak için harcadı. Üçüncü filmden sonra tüm dünyayı gezmeye karar verdi. Filmin dördüncüsü çekilene kadar 10 yıla yakın bir süre dünyayı keşfeden Coma, 90’lı yıllara gelindiğinde ‘medeni’ dünyayı yeterince gezdiğini söyledi. 2000 yılının başında ise Kalahari’deki hayatına geri döndü. Tıpkı eskisi gibi hayvancılık ve çiftçiliğe geri döndü. Takvimler 5 Temmuz 2003’ü gösterdiğinde Coma, sebebi bilinmeyen bir şekilde 59 yaşında hayata gözlerini yumdu.

8 YIL İÇİNDE ÜCRETİNİ 3 BİN KATA ÇIKARTTI

‘Tanrılar Çıldırmış Olmalı’ filmi 80’li yıllarda ses getiren Hollywood filmleri arasında yerini aldı. Ancak Hollywood yapımcıları tarafından filmin başrol oyuncusu Coma’ya verilen ücret oldukça düşüktü. Ne yazık ki Toma, Hollywood’un düşük ücretlere çalıştırdığı ilk kişi değildi. İster ünlü olsun ister kariyerinin başında olsun, dönem dönem milyon dolarlık gişe yapan filmlerde oynayan oyuncuların düşük ücretlere çalıştırıldığı yönünde pek çok haber basına konu oluyor. Bu listedeki isimler öylesine şaşırtıcı ki içlerinde tanımadığımız tek bir isim bile yok.

Örneğin aktör Chris Evans, ‘Kaptan Amerika’ serisinin ilk filminde düşük ücretle çalışan aktörlerden biriydi ve ilk filmi için kendisine sadece 300 bin dolar (5 milyon 575 bin TL) ödendi. ‘Thelma ve Louise’ filminde ise filmin yan rollerindeki Brad Pitt’e sadece 6 bin dolar (111 bin TL) ödendi. Gişe rekorları kıran bu filmde oldukça düşük maaşlara çalışan Pitt, 8 yıl sonra başrolünde yer aldığı, Türkiye’de ‘Dövüş Kulübü’ adıyla vizyona giren ünlü ‘Fight Club’ filmiyle 17.5 milyon dolar (325 milyon 213 bin TL) kazandı ve 8 yıl içinde tam 3 bin kat daha fazla gelir elde etmiş oldu.

İNTİKAMINI 11 YIL SONRA OSCAR KAZANARAK ALDI

Hollywood’un gözde isimlerinden Julia Roberts‘ın kaderi de çok farklı değil. Roberts, kendisine kariyer basamaklarını hızlıca tırmandıran ve Türkiye’de ‘Özel Bir Kadın‘ olarak bilinen 1990 yapımı ‘Pretty Woman‘ filminde çok düşük bir paraya rol alması birçok kişi tarafından bilinen bir gerçek. Filmde canlandırdığı ‘Vivian Ward‘ rolüyle yalnızca 300 bin dolar (5 milyon 575 TL) kazanan Roberts, kariyerinde rol aldığı diğer filmler sayesinde zamanla milyon dolarlar kazandı, 2001 yılında ise ‘Erin Brockovich’ filmiyle Akademi Ödülleri’nde ‘En İyi Kadın Oyuncu’ Oscar’ını kazanarak adeta geçmişin initkamını almayı başardı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*